Finansçı olmayan kişiler için finansal tablolar ilk bakışta yorucu görünebilir. Satırlar, kalemler, dipnotlar ve oranlar insanı hızlıca uzaklaştırabilir. Oysa başlangıçta yapılması gereken şey bütün tabloyu aynı anda çözmeye çalışmak değildir. Önce üç ana soruyu sormak yeterlidir.
Birinci soru şudur: Şirketin neyi var ve ne kadar borcu var? Bu sorunun cevabı bilançodadır. Bilanço bize varlıkları, borçları ve özkaynağı gösterir. Bir şirketin binası, makinesi, nakdi, stokları ve alacakları varlık tarafında; banka kredileri, tedarikçi borçları ve diğer yükümlülükleri borç tarafında görülür.
İkinci soru şudur: Şirket bu dönem ne kadar satış yaptı ve bundan ne kadar kar kaldı? Bu sorunun cevabı gelir tablosundadır. Gelir tablosu satıştan başlar, maliyetleri ve giderleri düşer, sonunda dönem karına veya zararına ulaşır. Burada yalnızca son satıra değil, brüt kar, faaliyet karı ve net kar arasındaki ilişkiye bakmak gerekir.
Üçüncü soru şudur: Kağıt üzerindeki kar gerçekten nakde döndü mü? Bu sorunun cevabı nakit akış tablosundadır. Bazen şirket kar açıklayabilir ama tahsilat geciktiği için kasaya nakit girmemiş olabilir. Bazen de dönem karı düşük görünür ama operasyonel nakit akışı güçlü olabilir. Bu ayrım çok önemlidir.
Basit bir örnek verelim. Bir şirket 100 milyon TL satış yapmış, 10 milyon TL net kar açıklamış olsun. İlk bakışta iyi görünebilir. Fakat aynı dönemde ticari alacaklar çok büyümüş ve işletme faaliyetlerinden nakit akışı negatif olmuşsa, bu karın kalitesi sorgulanmalıdır. Çünkü satış yapılmış ama para henüz tahsil edilememiş olabilir.
Finansçı olmayan kullanıcı için oranlar da sade başlamalıdır. Cari oran kısa vadeli ödeme gücünü, borç/özkaynak oranı finansal kaldıraç düzeyini, net kar marjı satıştan ne kadar kar kaldığını, özkaynak karlılığı ise ortakların sermayesinin ne kadar verimli kullanıldığını gösterir.
Oranları tek başına mutlak doğru gibi okumamak gerekir. Her sektörün yapısı farklıdır. Market zinciriyle yazılım şirketi, banka ile sanayi şirketi aynı oranlarla değerlendirilmez. Bu yüzden şirketi hem kendi geçmişiyle hem de benzer şirketlerle karşılaştırmak daha doğru olur.
Finansal tablo okumada en sağlıklı yöntem küçük başlamaktır. Önce üç tabloyu tanıyın. Sonra beş temel oranı izleyin. Ardından aynı şirketin birkaç dönemini yan yana koyun. Satış, kar, borç, nakit ve özkaynak zaman içinde nasıl değişmiş, bunu görün.
Enbilir'de bu konuları anlatmamın sebebi, kullanıcıların fiyat hareketini finansal gerçeklikten kopuk okumamasıdır. Grafik önemlidir, ama şirketin sağlığı da önemlidir. Finansal tabloları temel düzeyde okuyabilen kullanıcı, piyasa gürültüsünün içinde daha sağlam durur.