Bilanço, bir şirketin belirli bir tarihte çekilmiş finansal fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bize şirketin neye sahip olduğunu, ne kadar borcu bulunduğunu ve ortaklara ait özkaynağın hangi seviyede olduğunu gösterir. Ben bilanço okumaya başlarken önce karmaşık kalemlere değil, üç büyük başlığa bakılmasını öneririm: varlıklar, yükümlülükler ve özkaynaklar.
Basit formül şudur: Varlıklar eşittir borçlar artı özkaynaklar. Şirketin 100 birim varlığı varsa ve bunun 60 birimi borçla finanse edilmişse, 40 birim özkaynak vardır. Bu oran bize şirketin ne kadar kaldıraç kullandığını anlatır. Borç kötü bir şey değildir, ama borcun şirketin nakit üretme gücüyle uyumlu olması gerekir.
Örnek olarak iki şirket düşünelim. Birinci şirketin 1 milyar TL varlığı, 300 milyon TL borcu ve 700 milyon TL özkaynağı olsun. İkinci şirketin de 1 milyar TL varlığı var ama borcu 850 milyon TL olsun. İki şirketin varlık büyüklüğü aynı görünür, fakat risk profili aynı değildir. İkinci şirket daha yüksek borç taşıdığı için faiz, kur ve satış dalgalanmalarına daha hassas olabilir.
Bilanço okurken dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar ilişkisi ayrıca önemlidir. Dönen varlıklar nakit, ticari alacak, stok gibi bir yıl içinde nakde dönmesi beklenen kalemlerdir. Kısa vadeli borçlar ise yakın dönemde ödenmesi gereken yükümlülüklerdir. Şirketin kısa vadeli borcu dönen varlıklarından çok daha hızlı büyüyorsa dikkat gerekir.
Stok kalemi de iyi okunmalıdır. Stok artışı bazen büyüme hazırlığıdır, bazen de satılamayan ürün birikimidir. Bunu anlamak için gelir tablosuyla birlikte bakmak gerekir. Satışlar artarken stok makul ölçüde artıyorsa doğal olabilir. Satışlar zayıflarken stok hızla büyüyorsa işletme sermayesi baskısı oluşabilir.
Ticari alacaklar da aynı mantıkla okunur. Şirket satış yapıyor ama parasını geç tahsil ediyorsa kar kağıt üzerinde görünür, nakit kasaya zamanında girmeyebilir. Bu nedenle bilanço okurken yalnızca büyüklüklere değil, kalemlerin birbirleriyle konuşmasına bakmak gerekir.
Özkaynak tarafında geçmiş yıl karları ve dönem karı bize şirketin kendi içinde ne kadar kaynak biriktirdiğini gösterir. Sürekli zarar eden bir şirketin özkaynağı eriyebilir. Bu durum uzun vadede borçlanma kapasitesini ve yatırım gücünü etkiler.
Bilanço tek başına karar verdirmez. Gelir tablosu ve nakit akış tablosuyla birlikte okunmalıdır. Bilanço fotoğrafsa, gelir tablosu film şeridi, nakit akış tablosu ise gerçekten kasaya giren çıkan paradır. Üçü birlikte okunmadığında şirket eksik anlaşılır.
Bu yazının amacı herhangi bir şirket için al veya sat demek değildir. Ama kullanıcı bilanço okumayı öğrendiğinde piyasa haberini daha sağlıklı yorumlar. Bir şirketin fiyatı yükseliyor diye finansal yapısı güçlü sanmaz; önce bilançosuna, borcuna, nakdine ve işletme sermayesine bakar.